ki münafıklığı bilinirdi. Hatta bir kimse iki kişinin desteğiyle yürütülerek getirilir, nihayet safta ayakta durdurulurdu (1).” Başka bir rivayet lafzında (2) ise şöyle demiştir: “Resûlullah bize doğru yola götüren sünnetleri öğretti. Ezan okunan mescitte namaz kılmak da doğru yola götüren sünnetlerdendir.”
Bu rivayetin delil oluşu şu noktaya dayanır: İbn Mesud, cemaatten geri kalmayı (3), münafıklıkları bilinen kimselerin alametlerinden saymıştır. Oysa nifak alametleri, müstehap bir amelin terk edilmesinden veya mekruh bir fiilin işlenmesinden kaynaklanmaz (4). Sünnetteki nifak alametlerini etraflıca inceleyen kimse (5), bunların ya bir farzı terk etmek ya da haram bir fiili işlemek olduğunu görür.
Şu sözüyle de bu anlamı pekiştirmiştir: “Yarın Allah’a Müslüman olarak kavuşmak isteyen, bu namazları ezanlarının okunduğu yerlerde kılmaya özen göstersin.” Cemaatle namazı terk edip evinde kılan kimseyi, cemaatten geri kalan ve sünneti terk eden biri olarak nitelemiştir. Buradaki sünnet, Resûlullah’ın izlediği yol ve ümmeti için koyduğu şeriattır. Bununla, dileyenin yapıp dileyenin terk edebileceği sünnet kastedilmemektedir. Çünkü böyle bir sünneti terk etmek, sapıklık olmadığı gibi nifak alametlerinden de değildir. Kuşluk namazını, gece namazını ve pazartesi-perşembe oruçlarını terk etmek bunun örnekleridir.