cemaatle namaza katılmamakta ısrar edemezlerdi.
“Cemaatle namazı terk etmeyi düşündüğüne göre bu hadis, cemaatle namazın vacip olmadığını gösterir” şeklindeki sözünüz ise dikkate alınacak bir iddia değildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin, Allah’ın ve Resulünün kendilerine vacip kılmadığı bir sünneti terk ettikleri (1) için bir grup Müslümanı ateşle cezalandırmayı ve evlerini yakmayı düşündüğü söylenemez. Üstelik o, tek başına namaz kıldığını bildirmemiştir. Aksine, o evlere kendisiyle birlikte giden yardımcılarıyla cemaat hâlinde namaz kılardı.
Ayrıca, namazı tek başına kılmış olsaydı, burada iki vacip söz konusu olurdu: Cemaatle namaz kılma yükümlülüğü ve isyan edenleri cezalandırıp onlarla cihad etme yükümlülüğü. Böylece, korku namazında olduğu gibi, bu iki vacipten daha önemli olanını yerine getirmek için diğerini terk etmiş olurdu.
“Onları cezalandırmayı, cemaatle namaza katılmadıkları için değil, yalnızca münafıklıkları (2) sebebiyle düşündü” şeklindeki sözünüz ise iki sakıncayı (3) beraberinde getirir: Birincisi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin dikkate aldığı ve hükmü kendisine bağladığı hususu, yani cemaatle namaza katılmamayı dikkate almamaktır.
İkincisi ise onun dikkate almadığı bir hususu dikkate almaktır. Çünkü o, münafıkları münafıklıkları sebebiyle cezalandırmazdı. Aksine, onların dışa yansıttıkları hâllerini kabul eder, içlerinde gizlediklerini Allah’a (4) havale ederdi.