ve imkân buldukça onu zahirine aykırı bir anlama çekerler. Bu hadisler arasında, bu yolla üstesinden gelemedikleri bir hadisle karşılaştıklarında, onun aksine icmâ bulunduğu iddiasına sığınırlar. İcmâ iddiasında bulunmalarına imkân vermeyen (1) bir ihtilaf gördüklerinde ise onun mensuh olduğunu söylemeye sığınırlar!
Bu, İslâm imamlarının yolu değildir. Aksine, İslâm imamlarının tamamı bu (2) yola karşıdır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sahih ve açık bir sünnet bulduklarında onu ne teville ne icmâ iddiasıyla ne de nesih iddiasıyla geçersiz sayarlar. Şâfiî ve Ahmed, buna en şiddetle karşı çıkanlardandır. Başarıya ulaştıran Allah’tır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yapmayı düşündüğü şeyi ancak kendisinin bildirdiği engel sebebiyle yapmamıştır. Bu engel, evlerde cemaatle namaz kılmakla yükümlü olmayan kadınların ve çocukların da bulunmasıdır. Eğer evleri içindekilerle birlikte yaksaydı, ceza cemaatle namaz kılmakla yükümlü olmayanlara da ulaşırdı (3). Bu ise caiz değildir. Nitekim hamile bir kadına had cezası uygulanması gerektiğinde, cezanın karnındaki çocuğa da zarar vermemesi için doğum yapıncaya kadar ceza uygulanmaz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, yapılması caiz olmayan bir şeyi yapmayı asla düşünmez.
Bazı ilim ehli buna başka bir cevap (4) vermiştir. Şöyle ki: O kimseler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden öylesine korkarlardı ki onun bu sözü söylediğini duyup da ardından