İbn Mesud’un hadisi (1) de bu tehdidin cuma namazını terk edenler hakkında da geçerli olduğunu açıkça ifade eder. Dolayısıyla iki hadis arasında bir çelişki yoktur.
“Bu hadis neshedilmiştir” sözünüze gelince: Bu ne güç bir iddiadır; ispatı ise daha da güçtür! Peki, ona aykırı, onunla denk kuvvette ve ondan sonra gelmiş bir delilin bulunması gibi nesih şartları nerede? Ne siz ne de yeryüzünde başka herhangi biri, bunu sırf iddia etmek dışında ispatlamanın bir yolunu bulabilirsiniz.
Birçok kimse, nesih ve icmâ iddiasını Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sabit olan pek çok sünneti geçersiz saymanın aracı hâline getirmiştir. Bu, hafife alınacak bir şey değildir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sahih bir sünneti (2), icmâ yahut nesih iddiasıyla asla terk edilmez; ancak (3) ümmetin nakledip koruduğu, sahih, açık ve daha sonra gelmiş bir neshedici delil bulunursa terk edilebilir. Çünkü ümmetin (4), koruması gereken neshedici delili kaybedip artık kendisiyle amel edilmeyen ve dinde yeri kalmamış olan mensuh hükmü koruması (5) imkânsızdır. Taassup sahibi birçok mukallit (6), kendi mezheplerine (7) aykırı bir hadis gördüklerinde onu tevil ederek karşılarlar,