Üçüncüsü (1): O, bunu düşünmüş, fakat yapmamıştır. Eğer ateşe vermek caiz olsaydı, vacip olurdu. Çünkü ceza konusunda uygulamakla uygulamamak arasında serbestçe tercih yapılamaz (2); ceza ya vaciptir ya da haramdır. Bunu yapmamış olması, caiz olmadığını gösterir (3).
Şöyle dediler: Hadis, cemaatle namazın farz olmadığını da gösterir. Çünkü o, cemaatle namaza katılmamayı düşünmüştür. Oysa kendisi (4) bir vacibi terk etmeyi düşünmez.
Yine şöyle dediler: Ayrıca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, evlerini üzerlerine ateşe vermeyi yalnızca münafıklıkları sebebiyle (5) düşünmüştür; cemaatle namaza gelmedikleri için değil.
Cemaatle namazın vacip olduğunu savunanlar şöyle dediler: Söyledikleriniz arasında hadisin delil oluşunu ortadan kaldıracak hiçbir şey yoktur.
“Bu tehdit yalnızca cuma namazına gelmeyenler hakkındadır” sözünüze gelince: Evet, bu tehdit cuma namazına gelmeyenler (6) hakkında olduğu gibi cemaatle namaza gelmeyenler hakkında da geçerlidir. Ebû Hüreyre hadisi, tehdidin cemaatle namaza gelmeyenler hakkında olduğunu (7) açıkça ifade eder. Bu, hadisin başında da sonunda da açıktır.