Şöyle cevap verilir: “Birlikte” ifadesinin asıl anlamı, kendisinden sonra zikredilenin kendisinden önce zikredilene eşlik etmesidir (1). Bu eşlik, aynı fiili yapmanın ötesinde bir anlam taşır; özellikle de namaz söz konusu olduğunda. Çünkü “Cemaatle birlikte namaz kıldı” veya “Cemaatle birlikte namaz kıldım” denildiğinde, bundan yalnızca onların namazı bir arada kıldıkları anlaşılır.
Dördüncü delil: Ebû Hüreyre’den rivayet edilen ve Buhārī ile Müslim’in Sahih’lerinde (2) yer alan şu hadistir. Buradaki lafız Buhārī’ye aittir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki odun toplanmasını emretmeyi, ardından namaz için emir verip ezan okutmayı, sonra bir adama cemaate imamlık etmesini emretmeyi, ardından da cemaatten ayrılıp birtakım kimselerin yanına giderek evlerini üzerlerine yakmayı düşündüm. Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki onlardan biri, yağlı bir et parçası yahut koyunun tırnakları arasından alınan iki güzel et parçası (3) bulacağını bilseydi, mutlaka yatsı namazına gelirdi.”
Yine Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz (4) münafıklara en ağır gelen namazlar yatsı ve sabah namazlarıdır. Bu iki namazdaki sevabı bilselerdi, emekleyerek de olsa gelirlerdi. Gerçekten de şunu yapmayı düşündüm: Namaz için emir verip kamet getirilmesini sağlamak, ardından bir adama cemaate namaz kıldırmasını emretmek,