Şöyle cevap verilir: Bu ayet, söz konusu emrin bütün kadınları kapsadığını göstermez (1); aksine, bu emir özellikle Meryem’e verilmiştir. Oysa “Namazı kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.” [Bakara/43] ayeti böyle değildir. Meryem’in, diğer kadınlarda bulunmayan özel bir durumu vardı. Çünkü annesi onu sırf Allah’a ibadete ve mescitte sürekli bulunmaya adamıştı. Bu yüzden mescitten ayrılmazdı; oradakilerle birlikte rükû etmesi de kendisine emredilmişti. Allah onu seçip tertemiz kıldığında ve bütün dünya kadınlarına üstün kıldığında (2), kendisine itaatin yanı sıra (3), diğer kadınlardan farklı olarak yalnız ona mahsus bir hususu da emretti. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Hani melekler, ‘Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni bütün dünya kadınlarına üstün kıldı. (42) Ey Meryem! Rabbine gönülden itaat et ve rükû edenlerle birlikte rükû et.’ demişlerdi.” [Âl-i İmrân/42 - 43].
Şöyle bir itiraz ileri sürülecek olursa:
“Onlara rükû edenlerle birlikte rükû etmelerinin emredilmiş olması, diğerleri rükû ederken onlarla birlikte rükû etmenin vacip olduğunu göstermez; yalnızca onların yaptığının benzerini yapmayı ifade eder. Nitekim Yüce Allah, ‘Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.’ [Tevbe/119] buyurmuştur. Dolayısıyla birliktelik ifadesi, fiilde ortaklığı gerektirir; fakat fiilin aynı anda yapılmasını (4) zorunlu kılmaz.”