cemaate katılmayanın çağrıya uymamış sayıldığını, dolayısıyla günahkâr olduğunu gösterir.
Üçüncü delil, Yüce Allah’ın şu sözüdür: “Namazı kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.” [Bakara/43].
Bu ayetin delil oluşu şöyle açıklanır: Yüce Allah onlara rükû etmeyi emretmiştir; burada rükûdan maksat namazdır. Rükû, namazın rükünlerinden biri olduğu için (1) namaz bu kelimeyle ifade edilmiştir. Nitekim namaz, rükünleri ve vacipleriyle de ifade edilir; Allah onu secde, Kur’an okuma ve tesbih olarak da adlandırmıştır. Öyleyse “Rükû edenlerle birlikte” [Bakara/43] ifadesinin ayrıca bir anlam taşıması gerekir. Bu da ancak namazı, namaz kılanların cemaatiyle birlikte kılmaktır. Birliktelik ifadesi bunu gösterir.
Bu husus sabit olduğuna göre, bir vasıf veya hâlle kayıtlanmış (2) bir emrin muhatabı, ancak emredileni o vasıf ve hâle uygun biçimde yerine getirerek emre uymuş olur (3).
Şöyle bir itiraz ileri sürülecek olursa:
“Bu çıkarım, Yüce Allah’ın ‘Ey Meryem! Rabbine gönülden itaat et, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et.’ [Âl-i İmrân/43] sözüyle geçersiz hâle gelir. Oysa kadının cemaate katılması vacip değildir.”