Bu ayetin delil oluş yönü şudur: Yüce Allah’ın kıyamet günü onları secde etmekten alıkoyarak (1) cezalandırması, dünyada kendilerini secdeye çağırdığında (2) çağrıyı yapanın davetine uymayı reddetmeleri sebebiyledir. Bu husus sabit olduğuna göre, çağrıyı yapanın davetine uymak, mescide gelip cemaate katılmaktır (3); kişinin evinde tek başına namaz kılması değildir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, çağrıya uymayı böyle açıklamıştır. Nitekim Müslim, Sahīh’inde (4) Ebû Hüreyre’den şöyle rivayet etmiştir:
Görme engelli bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanına gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Beni mescide götürecek bir rehberim yok” dedi ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden kendisine ruhsat vermesini istedi. O da ruhsat verdi. Adam dönüp giderken (5) onu çağırıp, “Namaz için yapılan çağrıyı (6) duyuyor musun?” diye sordu. Adam, “Evet” dedi. Bunun üzerine, “Öyleyse çağrıya uy” buyurdu.
Böylece, çağrıyı duyduğunda evinde namaz kılmasını (7), çağrıya uymak olarak kabul etmedi. Bu da emredilenin, cemaatle namaz kılmak için mescide gelmek olduğunu gösterir.
İbn Ümmü Mektûm’un hadisi de buna delildir. Şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resûlü! Şüphesiz Medine