farz namazlar (1) için. Anlattıklarıma en uygun olan, her farz namazın cemaatle kılınmasını terk etmenin caiz olmamasıdır (2). Öyle ki mukim veya yolcu hiçbir topluluk (3), aralarında (4) cemaatle namaz kılınmadan kalmasın. Bu sebeple, bir mazereti olmadıkça, cemaatle namaz kılmaya gücü yeten kimsenin cemaate gelmemesine ruhsat vermem.
Bir kimse cemaate katılmayıp namazı tek başına kılarsa, ister imamdan önce ister sonra kılsın, namazını yeniden kılması gerekmez. Ancak cuma namazı bundan müstesnadır. İmamın cuma namazını kılmasından önce öğle namazı kılan kimsenin namazını yeniden kılması gerekir; çünkü cuma namazına katılmak farzdır.” Bunların tamamı İbnü’l-Münzir’in ifadeleridir.
Hanefîler (5) ve Mâlikîler (6), cemaatle namaz kılmanın sünnet-i müekkede olduğunu söylemişlerdir. Ancak onlar, sünnet-i müekkedeleri terk eden kimseyi günahkâr saymakta, bunlar olmaksızın kılınan namazı da geçerli kabul etmektedirler. Dolayısıyla onlarla, “Cemaatle namaz kılmak vaciptir, fakat namazın geçerlilik şartı değildir” diyenler arasındaki görüş ayrılığı yalnızca ifade farkından ibarettir (7) (8). Ayrıca onlardan bazıları bunun vacip olduğunu açıkça belirtmiştir.