Allah Teâlâ’nın korku hâlinde cemaatle namaz kılmayı emretmiş olması (1), bunun güven hâlinde daha da gerekli olduğunu göstermektedir.
Mazereti bulunanların cemaate katılmamasına ruhsat verilmesine ilişkin bölümlerde zikredilen rivayetler, mazereti bulunmayan kimselere cemaatle namaz kılmanın farz olduğunu göstermektedir (2). Mazeretli olmakla mazeretsiz olmak aynı olsaydı, mazeretlere ilişkin bölümlerde cemaate katılmamaya ruhsat verilmesinin bir anlamı olmazdı.
Resulullah’ın —sallallahu aleyhi ve sellem— şu sözü de cemaatle namaz kılmanın farz olduğunu pekiştirmektedir: “Ezanı işitip de çağrıya icabet etmeyenin namazı yoktur” (3). Ardından bu husustaki hadisi (4) nakletmiştir.
Sonra şöyle demiştir: Şāfiī (5) şöyle demiştir: Allah, namaz için ezandan söz ederek, “Namaza çağırdığınızda” [Mâide/58] buyurmuştur. Yine şöyle buyurmuştur (6): “Cuma günü namaza çağrıldığınızda (7), Allah’ı anmaya koşun” [Cuma/9]. Resulullah —sallallahu aleyhi ve sellem— ezanı sünnet kılmıştır