İbnü’l-Münzir (1) şöyle demiştir: “Yatsı ve sabah namazlarına cemaatle katılmayan kimsenin nifaka düşmesinden korkulması.” Ardından bu bölümde şöyle demiştir: “Zikrettiğim rivayetler (2), mazereti bulunmayan kimselere cemaatle namaz kılmanın farz olduğunu göstermektedir.
Bunun delillerinden biri de görme engelli olan İbn Ümmü Mektūm’a, ‘Senin için bir ruhsat bulamıyorum’ (3) demesidir. Görme engelli kimseye ruhsat yoksa, gören kimseye ruhsat olmaması daha da önceliklidir.
Şöyle der: Resulullah’ın —sallallahu aleyhi ve sellem— namaza katılmayan (4) kimselerin evlerini (5) yakmayı düşünmesi, cemaatle namaz kılmanın farz olduğunun en açık delilidir. Çünkü Resulullah’ın (6) —sallallahu aleyhi ve sellem— mendup olan, farz olmayan bir ameli terk eden kimseyi tehdit etmesi caiz değildir.
Şöyle der: Ebû Hüreyre’nin rivayeti de bunu desteklemektedir: Müezzin ezan okuduktan sonra bir adam mescitten çıkmış, Ebû Hüreyre de, ‘Bu adam Ebü’l-Kāsım’a isyan etti’ (7) demiştir. Kişi cemaate katılıp katılmamakta serbest olsaydı, katılması gerekmeyen bir cemaate katılmayan kimsenin isyan etmiş olması söz konusu olamazdı.