Eğer bununla istishabı delil göstererek namazın icmâ ile onun zimmetinde sabit olduğunu, ancak icmâ ile zimmetinden düşebileceğini ve böyle bir icmâın bulunmadığını (1) kastediyorsanız, size şöyle denir: Peki, namazı geciktirmekle onun zimmetinden düştüğünü ve artık bu borçtan kurtulduğunu söyleyen kimdir (2)?! Bunu söyleyenin görüşünün bâtıl olduğu o kadar açıktır ki bunu göstermek için delile ihtiyaç yoktur (3).
Size karşı çıkanların söylediği şudur: Namaz, onun zimmetinde öyle bir şekilde sabit olmuştur ki o vaktin aynen geri dönmesi dışında, onu yerine getirmesinin ve telafi etmesinin hiçbir yolu yoktur. Bu ise imkânsızdır!
Ardından bu icmâa, onun dengi veya ondan daha güçlü bir icmâ ile karşılık verilir. Şöyle deriz (4): Müslümanlar, namaz vaktini geçirmekle onun günah işlediği, haddi aştığı ve ihmalkârlık ettiği hususunda icmâ etmişlerdir. Bu icmâ da ancak onun dengi veya ondan daha güçlü bir icmâ ile ortadan kalkar.
Şunu da söyleriz: (5) Namazı vaktinden sonra kılmakla onun günahının ve haddi aşmasının ortadan kalkacağı hususunda icmâ etmemişlerdir. Hatta belki de bunu hiç kimse söylememiştir.
İki tarafın delillendirmeleriyle ilgili söylenecekler bunlardır.