Hişām b. Urve, babasından, o da Süleyman b. Yesār’dan, o da Misver b. Mahreme’den (1) şöyle rivayet etmiştir: Misver, Ömer hançerlendiğinde İbn Abbas ile birlikte onun yanına girmişti. İbn Abbas, “Ey müminlerin emîri, namaz!” dedi. Ömer ise şöyle karşılık verdi: “Evet (2), namaz kılacağım; namazı ihmal edip zayi edenin İslam’dan nasibi yoktur” (3).
İsmail b. Uleyye’nin Eyyūb’dan, onun da Muhammed b. Sīrīn’den naklettiğine göre İbn Sīrīn şöyle demiştir: “Bana bildirildiğine göre Ebû Bekir ve Ömer insanlara İslam’ı şöyle öğretiyorlardı: Allah’a ibadet et, O’na hiçbir şeyi ortak koşma ve Allah’ın farz kıldığı namazı (4) belirlenen vakitlerinde kıl; çünkü namazı ihmal etmek helâke yol açar” (5).
Muhammed b. Nasr el-Mervezī (6) şöyle demiştir: “İshak’ın şöyle dediğini de işittim: Namazı terk edenin kâfir olduğu, Resûlullah’tan sallallahu aleyhi ve sellem sahih olarak nakledilmiştir. Peygamber’den sallallahu aleyhi ve sellem (7) günümüze kadar ilim ehlinin görüşü de şöyledir: Namazı kasten ve hiçbir mazereti olmadan terk eden kimse