“Resûlullah ﷺ, kusurlu davranmış olmasına ve öğle vakti çıkmış bulunmasına rağmen, öğle namazını ikindi vaktine kadar geciktiren kimsenin namazını geçerli saymıştır” sözünüze gelince:
Bunun cevabı şudur: Genel itibarıyla bu iki namazın vakti ortaktır. Nitekim Resûlullah, korku veya hastalık bulunmaksızın Medine’de namazları cem etmiştir (1). Buna itiraz edilmez (2).
Fakat Resûlullah ﷺ, uyku veya unutma olmaksızın sabah namazının kuşluk vaktinde kılınmasını geçerli saymış mıdır (3)?
Bir de şöyle diyorsunuz: “Ebū Katāde’den rivayet edilen hadiste Resûlullah’ın ﷺ, uyuyup sabah namazını kaçıran kimse hakkında şöyle buyurduğu nakledilmiştir (4): ‘Ertesi gün olduğunda ise o namazı vaktinde kılsın’ (5) = Bu, namazı ihmal eden kimsenin onu hatırladığı anda da hatırladıktan sonra da kılması hususunda daha açık bir delildir. Bu hadisin isnadı sahihtir.”
Hayret doğrusu! Bu hadisin neresinde, delâlet yollarından herhangi biriyle —açık ifadesiyle, zahir anlamıyla veya dolaylı işaretiyle—, vakti kaçırarak Allah’ın sınırlarını aşan günahkâr kimsenin