Bir grup âlim, namazı Benî Kurayza’ya varıncaya kadar geciktirenleri, yolda kılanlardan üstün tutmuştur. Şöyle demişlerdir: “Çünkü onlar Resûlullah’ın ﷺ emrine olduğu gibi uymuşlardır. Diğerleri ise emri tevil ederek namazı yolda kılmışlardır.”
Fasıl
Hz. Peygamber’in ﷺ, namazları vaktinde kılmayıp başka vakitlerde kılan yöneticilerle birlikte nafile olarak (1) namaz kılmayı emretmesini delil göstermenize gelince, bunda görüşünüzü destekleyen bir delil yoktur (2). Çünkü onlar gündüz namazını geceye, gece namazını da gündüze bırakmıyorlardı. Aksine öğle namazını ikindi vaktine kadar geciktiriyor, bazen de ikindi namazını güneşin sarardığı vakte bırakıyorlardı.
Biz de şöyle diyoruz: Bir kimse, cem edilebilen iki namazdan birini diğerinin vaktine kadar geciktirirse, mazereti olmasa bile onu ikinci namazın vaktinde kılar. İkindi namazını güneşin sarardığı vakte kadar geciktirmesi de böyledir (3). Hatta vaktin çıkmasına bir rekât kılacak kadar süre kalıncaya dek geciktirse bile, nas gereğince o namazı kılar.
Hz. Peygamber ﷺ, korku ve yağmur olmadığı hâlde Medine’de namazları cem etmiştir; ümmetini zorluğa sokmamak istemiştir (4). Dolayısıyla bu şekilde geciktirmek, namazın sahih olmasına engel değildir.