Bu görüşü savunanlar, “Hendek Savaşı günü (1) namazın geciktirilmesine ilişkin hüküm neshedilmiştir” derler. Bu, Mālik’in (2), Şāfiī’nin (3) (4) ve mezhebinde kendisinden nakledilen meşhur görüşe göre İmam Ahmed’in benimsediği görüştür (5).
İkincisi: Hz. Peygamber’in —sallallahu aleyhi ve sellem— Hendek Savaşı günü namazı geciktirdiği (6) gibi namazın geciktirilmesidir. Bu, Ebu Hanife’nin görüşüdür (7).
Birinci görüşü savunanlar buna şöyle cevap verirler: Bu geciktirme, korku namazı meşru kılınmadan önce gerçekleşmiştir. Korku namazı meşru kılındıktan sonra Hz. Peygamber hiçbir gazvede namazı geciktirmemiştir (8).
Hanefîler ise buna şöyle cevap verirler: Korku namazı, ancak fiilen çarpışmaya girilmediği sürece söz konusu şekillerde kılınmak üzere meşru kılınmıştır. Çünkü bu durumda (9) Allah Teâlâ’nın emrettiği şekilde korku namazını kılmaları mümkündür: İki saf hâlinde dururlar; bir saf (10) namaz kılarken diğer saf nöbet tutar.