Öyleyse nasıl oluyor da (1), Allah’a isyan eden (2), günaha giren, O’nun koyduğu sınırları aşan ve cezasını hak eden bir kimsenin namazı vaktinde kılmamasına, bütün yaratılmışlar içinde Allah’a en çok itaat eden, O’nun rızasını en çok kazanan ve emrine en sıkı şekilde uyan kimsenin namazı geciktirmesini delil getiriyorsunuz! Oysa o, bu geciktirmede Allah’a itaat etmekte ve O’nun rızasını gözetmektedir!
Onun —Allah’ın salâtı (3) ve selâmı üzerine olsun— namazı bu şekilde geciktirmesi ya unutmasından (4) kaynaklanmıştır ya da namazı bilerek geciktirmiştir.
Her iki ihtimalde de bunda sizin için hiçbir şekilde delil yoktur. Eğer unutmasından kaynaklanmışsa, biz de ümmetin geri kalanı da bunun gereğini kabul ediyor, namazı unutan kimsenin hatırladığı zaman kılacağını söylüyoruz. Eğer bilerek geciktirmişse, bu, namazı bir vakitten, kılınmasına izin verilen başka bir vakte ertelemesidir. Bu da yolcunun ve mazeretli kimsenin öğle namazını ikindi vaktine, akşam namazını yatsı vaktine geciktirmesi (5) gibidir.
Namaz vakti girdiğinde düşmanla savaşmakta olan kimse hakkında üç farklı görüş ileri sürülmüştür:
Birincisi: Savaş sırasında, içinde bulunduğu şartların elverdiği şekilde namazını kılar ve namazı geciktirmez.