yoluyla birini diğerine, ibadetin sahih olması, kişiden kabul edilmesi ve kişinin bu ibadetle yükümlülükten kurtulması (1) bakımından benzetmek, en geçersiz kıyaslardan biridir.
İkinci cevap: Uyku veya unutma sebebiyle mazeretli olan kişi, namazı vakti dışında değil, Allah’ın kendisi için belirlediği vaktin içinde kılmıştır. Çünkü onun için namaz vakti, uyandığı ve hatırladığı andır. Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim bir namazı unutursa, o namazın vakti, onu hatırladığı andır.” Bunu Beyhakī ve Dārakutnī rivayet etmiştir (2). Bu rivayet daha önce de geçti.
Buna göre vakit iki türlüdür: İhtiyar vakti ve mazeret vakti.
Uyku veya unutma sebebiyle mazeretli olanın vakti, hatırladığı ve uyandığı andır. Dolayısıyla bu kişi namazı ancak kendi vaktinde kılmıştır. Öyleyse namazı kasten ve haddi aşarak vakti dışında kılan kişi ona nasıl kıyas edilebilir!
Üçüncüsü: Şeriat, hükümlerini koyarken ve uygularken kasten yapan ile unutanı, mazeretli olan ile olmayanı birbirinden ayırmıştır. Bu iki ayrım da apaçıktır. Dolayısıyla bu iki gruptan birini diğerine kıyasla aynı hükme tâbi tutmak caiz değildir.
Dördüncüsü: Biz, namazı kasten terk edip ihmal edenin üzerinden namaz yükümlülüğünü kaldırıp mazeret sahibine onu emretmiş değiliz ki