vaktinde yerine getirilmemiş bu ibadet için; yüce Allah bu hakkın yerine getirilmesini ancak kendi vaktinde ve meşru kıldığı (1) biçimde kabul eder. Onlar bu hususta, sizin de duyduğunuz delilleri ortaya koymuşlardır.
Peki, bu hakkın şer‘an belirlenmiş vakti dışında yerine getirilebileceğinin ve vakti çıktıktan sonra da ibadet sayılacağının (2) delili nedir? (3).
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, “Allah’a olan borcu ödeyin; çünkü Allah’a olan borç, ödenmeye daha lâyıktır” (4) ve “Allah’a olan borç, ödenmeye daha lâyıktır” (5) sözlerine gelince: Bunları ancak mazereti olan kimse hakkında söylemiştir; ihmalkâr davranan hakkında değil. Biz de böyle bir borcun ödenebileceğini söylüyoruz.
Ayrıca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu ancak başlangıcı ve sonu belirlenmiş bir vakte bağlı olmayan mutlak adak (6) hakkında söylemiştir. Nitekim Buhārī ve Müslim’in Sahihlerinde (7), İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: Bir kadın, “Ey Allah’ın Resûlü! Annem, üzerinde adak orucu borcu olduğu hâlde vefat etti. Onun yerine oruç tutayım mı?” diye sordu. Resûlullah şöyle buyurdu: “Söyle bakalım, annenin bir borcu olsaydı da sen onu ödeseydin, acaba