kendileri için belirlenmiş vakit; çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ‘Allah’a olan borç, ödenmeye daha lâyıktır’ buyurmuştur” sözünüze karşı şöyle denir (1): Bu delil iki öncüle dayanmaktadır:
Birincisi (2): Namaz ve oruç, bunları kasten terk edenin (3) zimmetinde sabit bir borçtur. İkinci öncül: Bu borcun ödenmesi mümkündür; dolayısıyla ödenmesi gerekir (4).
Birinci öncül hakkında herhangi bir ihtilaf yoktur. İlim ehlinden hiç kimsenin, geciktirmekle bu borcun kişinin zimmetinden düştüğünü söylediğini bilmiyoruz. Belki de bizim böyle söylediğimizi zannederek bizi kötülemeye ve ortalığı karıştırmaya (5) başladınız. Oysa bunu ne biz söyledik ne de Müslümanlardan herhangi biri.
İhtilaf, ikinci öncülde ortaya çıkmıştır. Siz ise bu öncül için bir delil getirmediniz. Onu ileri sürmeniz, ihtilaf konusu olan hususun bizzat kendisini iddia etmekten ibarettir. Onu delilin öncüllerinden biri hâline getirdiniz ve hükmü yine kendisiyle ispat ettiniz (6)!
Size karşı çıkanlar ise şöyle derler: Mükellefin artık bunu telafi edebileceği bir yol kalmamıştır