dolayısıyla bu hadiste kasten terk eden kimseye değinilmemiştir.
Oruç konusunda hasta ve yolcuyu açıkça zikretmesine gelince: Bu ikisi orucu bilerek tutmamış olsalar da onların hükmünden hareketle namazı kasten terk eden (1) kimsenin hükmü çıkarılamaz.
Ne Allah ne de Resûlü, namazı kasten ve şımarıklık yüzünden vakti çıkıncaya kadar terk eden kimseyle hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutmayan kimseyi hiçbir zaman (2) eşit tutmuştur ki birinin hükmünden diğerinin hükmü çıkarılabilsin.
Hastalık ve yolculuk sebebiyle orucu erteleyen kimse, uyku veya unutma sebebiyle namazı erteleyen kimse gibidir. Allah ve Resûlü’nün hükümlerini eşit tuttuğu kimseler işte bunlardır.
Allah Teâlâ, oruç konusunda mazeretli olan hasta ve yolcunun hükmünü açıkça belirtmiş; Allah Resûlü (3) sallallahu aleyhi ve sellem de namaz konusunda mazeretli olan unutan ve uyuyan (4) kimselerin hükmünü açıkça bildirmiştir. Böylece bu mazeretli kimselerin oruç ve namaz bakımından hükümleri aynı olmuştur. Fakat kasten terk eden, ihmalkâr ve günahkâr kimsenin hükmüyle mazeretli olan hasta, yolcu, uyuyan ve unutan kimselerin hükmü nerede eşit tutulmuştur!
Bunu şu husus açıklığa kavuşturur: Hastalık sebebiyle oruç tutmamak (5) bazen vacip olabilir; öyle ki kendisine haram olur