Bölüm
“Allah Teâlâ, Resûlü’nün diliyle, kasten terk eden (1) ile unutan hakkında, vakti belirlenmiş namazla ramazan ayına bağlı orucu, her birinin vakti çıktıktan sonra kaza edilmesi bakımından aynı hükme bağlamıştır. Nitekim belirttiğimiz üzere, namaz konusunda uyuyan ve unutan (2) kimseleri, oruç konusunda ise hasta ve yolcuyu açıkça zikretmiştir. Ramazan orucunu, farz olduğuna inanmasına rağmen kasten tutmayan kimsenin —şımarıklık ve taşkınlık yüzünden terk etmiş olsa bile— sonradan tövbe ettiğinde bu orucu kaza etmesi gerektiği hususunda ümmet icmâ etmiş (3) ve herkes bu hükmü nakletmiştir” şeklindeki sözünüze ve devamında söylediklerinize birkaç yönden cevap verilir:
Birincisi: “Allah Teâlâ bu ikisini eşit tutmuştur” sözünüz, yani kasten terk edenle unutanı eşit tuttuğu iddianız, bu şekilde mutlak olarak söylendiğinde bâtıldır. Allah Teâlâ, kasten terk edenle unutanı asla eşit tutmamıştır. Bizim üzerinde konuştuğumuz kişi, kasten terk ederek itaatsizlik eden, günaha giren ve ihmali son haddine vardıran kimsedir. Allah Teâlâ, namaz veya oruç konusunda bu ikisinin hükmünü nerede eşit tutmuştur?
“Belirttiğimiz üzere, namaz konusunda uyuyan ve unutan kimseleri açıkça zikretmiştir” sözünüze gelince: Namaz hakkında zikredilen unutmanın hiçbir şekilde kasıtlı terk anlamına yorumlanamayacağı ve hadiste açıkça belirtilen unutmanın, uykuya benzer olan dalgınlık sonucu unutma olduğu daha önce açıklanmıştı,