görüş ayrılığı yoktur. Böyle bir anlamı Resûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem nispet etmek caiz değildir. Çünkü bu durumda hadisin anlamı şöyle olur: Namazı, vakti çıkıncaya kadar kasten terk eden kimsenin günahının kefareti, o namazı vaktinden sonra kılmasıdır!
Bu görüşün çirkinliği, namazın ona fayda vermeyeceği ve kendisinden kabul edilmeyeceği yönündeki görüşümüzü (1) çirkin saymanızın çok ötesindedir! Bizim sözümüz nerede, sizin sözünüz nerede?
Üçüncüsü: Hadiste unutan kimseyi uyuyan kimseyle birlikte anmıştır. Bu şekilde birlikte anılmaları, unutandan maksadın dalgınlık sonucu unutan kimse olduğunu gösterir (2). Nitekim din âlimleri (3), “Uyuyan ve unutan kimse sorumlu tutulmaz” derler.
Dördüncüsü: Şeriat koyucunun sözlerinde “unutan” ifadesine bir hüküm bağlandığında, bu ifadeyle yalnızca dalgınlık sonucu unutan kimse kastedilir. Bu kullanım, onun bütün sözlerinde geçerlidir (4). Nitekim şöyle buyurmuştur: “Kim unutarak yer veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü onu yediren ve içiren Allah’tır (5)” (6).