, Allah da onları unuttu.” [Tevbe/67] ve ayetin devamı (1). Evet, Allah’a yemin olsun (2), Kur’an’da unutma iki türlüdür: terk etme anlamındaki unutma ve dalgınlık sonucu unutma. Ancak hadisteki unutmayı kasten terk etme anlamında yorumlamak geçersizdir (3). Bunun dört gerekçesi vardır (4):
Birincisi: “Hatırladığında o namazı kılsın” buyurmuştur. Bu ifade, hadisteki unutmanın kasten terk etmek değil, dalgınlık sonucu unutmak olduğunu açıkça gösterir. Aksi takdirde “hatırladığında” sözü, hiçbir faydası olmayan bir söz (5) olurdu. Çünkü unutma, hatırlamanın karşıtı olarak kullanıldığında yalnızca dalgınlık sonucu unutmayı ifade eder. Nitekim Yüce Allah, “Unuttuğunda Rabbini an (6)” [Kehf/24] buyurmuş; Hz. Peygamber de ﷺ, “Unutursam bana hatırlatın” (7) demiştir.
İkincisi: “Bunun kefareti, hatırladığında o namazı kılmasıdır” buyurmuştur. Bilindiği üzere, namazı kasten terk eden kimsenin onu vaktinden sonra kılması, vaktini geçirmiş olmanın günahına kefaret olmaz. Bu hususta (8) hiçbir