ümmetimden kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla geldiği hâlde şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bunun üzerine onun sevaplarından bu kimselere verilir. Üzerindeki haklar ödenmeden sevapları tükenirse, onların günahlarından alınarak ona yüklenir; sonra da cehenneme atılır.”
Bu kimsenin namaz, oruç ve zekât gibi amelleri olduğu belirtilmesine rağmen, varacağı son itibarıyla kendisine —Allah’a sığınırız— “müflis” denmiştir. Bu amellerin sevabı yok olup gittiği için onun müflis olarak nitelenmesi doğru olmuştur.
Öyleyse önceki hadisin ifadesinden, bu kimselerin baştan beri hiç namaz kılmadıkları anlamını çıkarmak doğru değildir. Aksine, onlar namaz kılıyorlardı; fakat namazlarının sevabını boşa çıkaran veya yok eden amelleri sebebiyle Allah onların cehenneme girmelerine hükmetmiştir.
Üçüncü husus: Bu anlamı pekiştiren bir başka nokta da bu kimselerin secde eden kimseler olarak nitelenmesidir. Nitekim hadiste şöyle buyurulmuştur:
“Nihayet Allah, kullar arasında hüküm vermeyi bitirip cehennem ehlinden dilediği kimseleri rahmetiyle çıkarmayı murat ettiğinde, meleklere, Allah Teâlâ’nın merhamet etmeyi dilediği, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ diyen ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseleri cehennemden çıkarmalarını emreder. Melekler onları cehennemde tanırlar; secde izlerinden tanırlar. Ateş, Âdemoğlunun secde izleri dışındaki yerlerini yakar. Allah, ateşin secde izlerini yakmasını yasaklamıştır...”
Böylece cehennemden çıkarılan bu kimselerin namaz kıldıkları anlaşılmıştır. Ateş onların suretlerini yakmış, fakat secde izleri kalmıştır; bu izler de onların namaz kılan kimselerden olduklarını göstermektedir