Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bunu yapan kimseyi ihmalkâr olarak nitelendirmiştir. İhmalkâr kimse mazur değildir; mazeret bakımından uyuyan ve unutan kimse gibi olmadığı da herkesçe kabul edilmektedir. Buna rağmen Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, onun kıldığı namazı, gösterdiği ihmale rağmen geçerli saymıştır.
Ebū Katāde’nin bu hadisinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: “Ertesi gün olduğunda o namazı vaktinde kılsın” (1).
Bu ifade, ihmalkâr kimsenin namazını hatırladığı anda ve hatırladıktan sonra kılmasına dair daha ileri ve daha açık bir delildir.
Ebū Katāde’nin bu hadisinin isnadı sahihtir. Ancak bu anlamla çelişen bir rivayet de İmrān b. Husayn’ın, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yolculukta uyuyakalarak (2) sabah namazını kaçırmasına dair hadisidir. Bu hadiste şöyle geçmektedir: “Ey Allah’ın Resûlü! Bu namazı ertesi gün vaktinde de kılmayalım mı?” diye sordular. O da şöyle buyurdu: “Hayır! Allah size faizi yasaklayıp sonra da onu sizden kabul edecek değildir!” (3).
Ebū Hüreyre’den de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin buna benzer bir sözü rivayet edilmiştir. Bu rivayetlerin isnadlarını da zikretmiştik