Uyuyakalan ve namazı unutan kimseler, mazeretli oldukları hâlde namazı vakti çıktıktan sonra kaza ediyorlarsa, namazı kasten (1) terk eden ve bu davranışıyla günaha giren kimseden de —kendisi kabul etmese bile— namazın farziyeti düşmez; onun namazı kılmasına hükmedilmelidir. Çünkü namazı kasten terk ederek işlediği günahtan tövbe etmesi, geçmişte onu vaktinde kılmamış olmaktan pişmanlık duymakla birlikte o namazı eda etmesi ve kılmasıdır (2).
Zahirîlerden bazıları aykırı bir görüş benimsemiş, Müslüman âlimlerin çoğunluğuna ve müminlerin yoluna karşı çıkmaya cüret ederek şöyle demiştir (3): Namazı vaktinde kasten terk eden kimsenin, onu vakti dışında kılması gerekmez. Çünkü o, ne uyuyakalmış ne de unutmuştur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yalnızca şöyle buyurmuştur: “Bir namazı (4) uyuyakalarak geçiren veya unutan kimse, hatırladığında onu kılsın” (5).
Şöyle demiştir: Kasten terk eden kimse, unutan ve uyuyakalan kimseden farklıdır (6).
Yine şöyle demiştir: Bize göre, kasten terk eden kimsenin bu ikisine kıyas edilmesi (7) caiz değildir; tıpkı av hayvanını unutarak öldüren kimsenin