vakti çıktıktan sonra kaza edilir. Bu sebeple, açıkladığımız gibi, namaz konusunda uyuyakalan ve unutan kimseleri, oruç konusunda ise hasta ve yolcu olanları açıkça zikretmiştir.
Ümmet (1), ramazan orucunun farz olduğuna inandığı hâlde sırf şımarıklık ve taşkınlık yüzünden bu orucu kasten terk eden, ardından da bundan tövbe eden kimsenin (2) onu kaza etmesi gerektiği üzerinde icmâ etmiş; bu hüküm herkes tarafından nakledilmiştir. Namazı kasten terk eden kimse için de aynı hüküm geçerlidir.
Dolayısıyla kasten terk edenle unutan kimse, günah bakımından farklı olsalar da namazı ve orucu kaza etme bakımından aynı hükme tabidir. Tıpkı başkasının malına zarar verip (3) onu telef edenlerin, bunu kasten veya unutarak yapmış olmalarına bakılmaksızın, günah dışında aynı hükme tabi olmaları gibi.
Bu tür meselelerdeki (4) hüküm, hacda şeytan taşlamanın hükmünden farklıdır. Çünkü taşlama, ister kasten ister unutularak terk edilmiş olsun, kendi vakti dışında kaza edilmez; onun yerine kurban kesmek gerekir.
Kurbanların hükmünden de farklıdır; çünkü kurban kesmek farz değildir. Namaz ve oruç ise yerine getirilmesi zorunlu birer farz ve zimmette sabit birer borçtur. Kendileri için belirlenen vakit geçmiş olsa bile bunlar her zaman yerine getirilir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’a olan borç, ödenmeye daha layıktır” (5).