ve gecenin sonlarına doğru dinlenmek üzere konakladılar (1). Güneş doğuncaya kadar uyanmadılar. Resûlullah, Bilal’e emretti; o da ezan okudu. Ardından Resûlullah iki rekât namaz kıldı.” İbn Abbas şöyle dedi: “Bunun karşılığında bana dünya ve içindekiler verilse sevinmem.” Bununla ruhsatı kastetmektedir.
Ebū Ömer şöyle dedi: Bana göre bunun sebebi —Allah en doğrusunu bilir— bu olayın, Resûlullah’ın kendisinden öğrendiklerini ümmetinin geri kalanına ulaştıran ashabına (3) şu hususu bildirmesine vesile olmasıdır (2): Namaz belirli vakitlere bağlanmış olsa da Allah’ın kullarından (4) istediği, namazı vaktinde kılmayan kimsenin, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, onu her ne zaman (5) hatırlarsa kaza etmesidir. Namazı unutmuş, uyuyakalarak kaçırmış veya kasten terk etmiş olması fark etmez.
Mālik’in (6) bu bölümde İbn Şihab’dan, onun da Saīd b. Müseyyeb’den naklettiği hadise bakmaz mısın? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim namazı unutursa, hatırladığında onu kılsın.”
Nisyan, Arap dilinde hem bilerek terk etme (7) hem de hatırlamanın zıddı anlamında kullanılır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu.” [Tevbe/67] Yani Allah’a itaati ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin getirdiklerine iman etmeyi terk ettiler; Allah da onları rahmetinden mahrum bıraktı. Bu hususta da hiçbir