Diğerleri (1) şöyle dediler: Yüce Rabbin emirleri iki türlüdür:
Birincisi, belirli bir vakitle sınırlandırılmamış emirlerdir. Bunlar her zaman yerine getirilebilir.
İkincisi, belirli bir vakitle sınırlandırılmış emirlerdir (2). Bunlar da iki türlüdür:
Birincisi, oruç gibi, kendisine ayrılan vakit ancak o ibadeti yerine getirmeye yetecek kadardır.
İkincisi, namaz gibi, kendisine ayrılan vakit onu yerine getirmek için gereken süreden daha geniştir. Bu tür bir fiilin emredilmiş bir ibadet sayılabilmesi için vaktinde yapılması şarttır. Çünkü o fiil ancak bu şekilde emredilmiştir; başka şekilde yapıldığında ibadet olmaz.
Şöyle dediler (3): Allah’ın belirli bir vakitte yapılmasını emrettiği bir fiili, emrin muhatabı vakti geçinceye kadar terk ederse, fiilen mümkün olsa bile, onu vakti geçtikten sonra yerine getirmek şer‘an mümkün değildir. Hatta fiilen de mümkün değildir. Çünkü vakti geçtikten sonra yapılan şey, meşru kılınan fiilden başka bir şeydir (4).
Şöyle dediler: Bu sebeple, cuma namazını vakti çıktıktan sonra kılmak mümkün olmadığı gibi, vakfe yapmak da