Kitāb al-Ṣalāhİbn Kayyim

Diğerleri (1) şöyle dediler: Yüce Rabbin emirleri iki türlüdür:

Birincisi, belirli bir vakitle sınırlandırılmamış emirlerdir. Bunlar her zaman yerine getirilebilir.

İkincisi, belirli bir vakitle sınırlandırılmış emirlerdir (2). Bunlar da iki türlüdür:

Birincisi, oruç gibi, kendisine ayrılan vakit ancak o ibadeti yerine getirmeye yetecek kadardır.

İkincisi, namaz gibi, kendisine ayrılan vakit onu yerine getirmek için gereken süreden daha geniştir. Bu tür bir fiilin emredilmiş bir ibadet sayılabilmesi için vaktinde yapılması şarttır. Çünkü o fiil ancak bu şekilde emredilmiştir; başka şekilde yapıldığında ibadet olmaz.

Şöyle dediler (3): Allah’ın belirli bir vakitte yapılmasını emrettiği bir fiili, emrin muhatabı vakti geçinceye kadar terk ederse, fiilen mümkün olsa bile, onu vakti geçtikten sonra yerine getirmek şer‘an mümkün değildir. Hatta fiilen de mümkün değildir. Çünkü vakti geçtikten sonra yapılan şey, meşru kılınan fiilden başka bir şeydir (4).

Şöyle dediler: Bu sebeple, cuma namazını vakti çıktıktan sonra kılmak mümkün olmadığı gibi, vakfe yapmak da

(1) Müellifin (Allah ona rahmet etsin), namazı kasten terk eden kimsenin onu kaza edemeyeceğini savunanların delillerini sunuşu, İbn Hazm’ın el-Muhallā’daki (2/235–244) birçok deliliyle örtüşmektedir. Bununla birlikte bazı farklılıklar, ilaveler ve İbn Hazm’ın orada zikretmediği başka gerekçeler de bulunmaktadır. İnşallah bunların her birine ilgili yerde işaret edilecektir. (2) هـ ve ط nüshalarında: “ma‘dūd (sayılı)”. (3) Bk. İbn Hazm, el-Muhallā (2/237). (4) هـ nüshasında: “el-ātī bihi (onu yerine getiren) ..”; ط nüshasında: “ityānuhu bihi (onu yerine getirmesi) ..”; ض nüshasında: “.. ghayr mashrū‘ (meşru olmayan)”.
قال الآخَرون (١): أوامر الرَّب ﵎ نوعان: نوعٌ مطلقٌ، غير مؤقَّتٍ، فهذا يُفْعَل في كلِّ وقتٍ. ونوعٌ مؤقَّت بوقتٍ محدودٍ (٢)، وهو نوعان: أحدهما: ما وقْتُه بقدْرِ فعلِه، كالصَّيام. والثَّاني: ما وقْتُه أوسع من فِعْلِه، كالصلاة. وهذا القِسم فعله في وقته شرطٌ في كونه عبادة مأمورًا بها؛ فإنَّه إنَّما أمر به على هذه الصِّفة، فلا يكون عبادةً على غيرها. قالوا (٣): فما أمر الله به في الوقت فتَرَكَه المأمورُ حتى فات وقته لم يمكن فعله بعد الوقت شرعًا، وإن أمكن حِسًّا. بل لا يمكن حسًّا أيضًا؛ فإنَّ المأتي به بعد الوقت أمرٌ غير المشروع (٤). قالوا: ولهذا لا يمكن فعل الجمعة بعد خروج وقتها، ولا الوقوف
(١) سياق المصنِّف ﵀ لأدلَّة القائلين بعدم القضاء للتارك لها عمدًا متوافق مع كثيرٍ من حجج ابن حزم في المحلَّى (٢/ ٢٣٥ - ٢٤٤) مع فوارق، وإضافات، ووجوه أخرى لم يذكرها ابن حزمٍ هناك. وسيشار إلى ذلك ـ إنْ شاء الله ـ كل في موضعه. (٢) هـ وط: "معدود". (٣) يُنْظَر: المحلَّى لابن حزم (٢/ ٢٣٧). (٤) هـ: "الآتي به .. "، ط: "إتيانه به .. ". ض: " .. غير مشروع".

Şirket

  • Hakkımızda
  • Fiyatlandırma
  • Neden Çevirelim?

Destek

  • Bize ulaşın
  • Hata bildir
  • Bize destek olun
  • Bağış yap
  • Yapay Zeka Mücadele Arenası

Bizi takip edin

© 2026 Kutub. Tüm hakları saklıdır.
Şartlar ve koşullarGizlilik politikasıÇerezler