ilgili rivayet gereğince (1). Oysa onun mezhebine göre bu namazı derhal kılmak vaciptir (2).
Allah ve Resûlü’nün mutlak emirlerinin derhal yerine getirilmesi gerekiyorsa, bir kayıtla sınırlandırılmış emirleri için ne demeli? Bu sebeple, mutlak emirlerin derhal yerine getirilmesini zorunlu görmeyenlerin çoğu, kayıtlı emirlerde bunu zorunlu görmüştür.
Ramazan orucunun kazasına kıyas ederek ileri sürdükleri delile ise iki yönden cevap verilir:
Birincisi: Sünnet bu iki durumu birbirinden ayırmıştır. Ramazan orucunun kazasını geciktirmeye izin vermiş, unutulan namazın ise hatırlandığında kılınmasını zorunlu tutmuştur. Dolayısıyla sünnetin birbirinden ayırdığı iki durumu (3) aynı hükümde birleştiremeyiz.
İkincisi: Bu kıyas, onların aleyhine bir delildir. Çünkü ramazan orucunun kazasını geciktirmek, ancak bir sonraki ramazan gelmediği sürece caizdir. Oysa onlar, üzerinden pek çok namaz vakti geçse bile kaçırılmış namazın kazasını geciktirmeyi caiz görüyorlar. Öyleyse bu nasıl bir kıyastır?
“Derhal kılmak vacip olsaydı, şeytan sebebiyle geciktirmek caiz olmazdı (4)” şeklindeki sözlerine gelince, bunun cevabı daha önce verilmiştir. Şöyle ki: Namazı derhal kılmayı vacip görenler (5), kısa süreli geciktirmeyi caiz görürler