2 - Küfür ile iman birbirine karşıttır; biri ortadan kalktığında yerini diğeri alır. Amelî imanın karşıtı amelî küfür, itikadî imanın karşıtı ise itikadî küfürdür. Amelî küfür, kişiyi İslâm dairesinden ve dinden bütünüyle çıkarmaz. Nitekim nifak da iki türlüdür: İtikadî nifak ve amelî nifak.
Bir kişide küfür ile iman, şirk ile tevhid, takva ile günahkârlık, nifak ile iman bir arada bulunabilir.
3 - Ardından, imanın bazı şubelerini yerine getirip bazılarını terk eden kimsenin, terk ettiği husus yerine getirdiklerinin geçerliliği için şart değilse, yaptıklarının cehennemde ebedî kalmamasına fayda sağlayabileceğini açıklamıştır. Ancak terk ettiği husus, yaptıklarının geçerli sayılmasının şartı ise bunlar kendisine fayda vermez.
İmanın bazı şubeleri birbirine, bir şeyin kendi şartına bağlı olması gibi bağlı olabilir; bazılarında ise böyle bir bağlılık bulunmayabilir.
Zikrettiği deliller ve diğer deliller, kulun namaz kılmadıkça hiçbir amelinin kabul edilmeyeceğini göstermektedir. Tercih edilen görüş, namazı ihmalkârlıkla terk eden ve terk etmekte ısrar eden kimsenin kâfir olduğudur. Müellif, herkesin gözü önünde namaz kılmaya çağrılan, öldürülmek üzere başına kılıç dayanan ve kendisine “Namaz kıl, yoksa seni öldürürüz!” denildiği hâlde “Beni öldürün, asla namaz kılmam!” diyen kimsenin küfründen şüphe edenlere hayret etmiştir.
Müellif —Allah ona rahmet etsin— namazı terk edenin kâfir olmadığını söyleyenlerin delillerinin çoğunu ele alıp cevaplandırmıştır. Cevaplandırmadığı delillere ise ortaya koyduğu ve yukarıda kısaca özetlenen kaidelerle cevap verilebilir.