tıpkı Ramazan orucunda olduğu gibi; hatta namaz için bu daha da geçerlidir. Çünkü namaz, vakti içinde farklı zamanlarda eda edilebilirken oruçta böyle bir genişlik yoktur. Dolayısıyla namazın kazasında süre bakımından genişlik tanınması daha da yerindedir.
Ebū (1) İshak el-Mervezī (2) şöyle dedi: “Namazı bir mazeret sebebiyle geciktirmişse, hadis gereğince derhal kılma zorunluluğu olmaksızın kaza eder. Mazeretsiz olarak geciktirmişse derhal kaza eder; böylece ihmali ve günahı (3) yüzünden daha önce bulunmayan bir ruhsat doğmuş olmaz” (4).
Âlimlerin çoğunluğu, Müslim’in Sahīh’inde (5) Ebū Katāde’den rivayet ettiği şu hadisi delil getirdi: Sahâbîler, uyuyakalıp namazı kaçırdıklarını Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme anlattılar. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Uykuda ihmal yoktur. Sizden biri bir namazı unutur veya uyuyakalıp kaçırırsa, hatırladığı zaman onu kılsın. Bunun başka bir kefareti yoktur.”