Günahların tamamının küfrün şubelerinden olduğunu, itaatlerin tamamının da imanın şubelerinden olduğunu daha önce açıkladık. Dolayısıyla kulda imanın bir veya birkaç şubesi bulunur (1); onda küfrün bir veya birkaç şubesi de bulunur (2). Bu (3) şubeler sebebiyle kendisine mümin denilebileceği gibi denilmeyebilir de. Aynı şekilde, küfrün şubeleri sebebiyle kendisine kâfir denilebileceği gibi bu ad verilmeyebilir de.
Burada iki mesele vardır: Biri adlandırma ve lafızla, diğeri anlam ve hükümle ilgilidir.
Anlamla ilgili mesele şudur: Bu özellik küfür müdür, değil midir?
Lafızla ilgili mesele ise şudur: Kendisinde bu özellik bulunan kişiye kâfir denir mi, denmez mi?
Birinci mesele tamamen şer‘îdir; ikincisi ise hem dil hem de şeriatla ilgilidir.
Fasıl
Burada başka bir esas daha vardır: Kulda imanın şubelerinden birinin bulunması, kendisinde bulunan şey iman olsa bile, onun mümin diye adlandırılmasını gerektirmez. Aynı şekilde, onda küfrün şubelerinden birinin bulunması da, kendisinde bulunan şey küfür olsa bile, onun kâfir diye adlandırılmasını gerektirmez.
Nitekim kişide ilmin bir kısmının bulunması, onun âlim diye adlandırılmasını gerektirmediği gibi,