ve tam hâle gelirse, kişi namaz kılsa, oruç tutsa ve Müslüman olduğunu ileri sürse bile İslam’dan bütünüyle sıyrılıp çıkabilir. Çünkü iman, mümini bu özelliklerden alıkoyar. Bu özelliklerin tamamı kulda bulunur, hiçbir mazereti de olmaz (1) ve kendisini bunlardan herhangi birinden alıkoyacak bir şey bulunmazsa, o ancak tam bir münafık olabilir.
İmam Ahmed’in sözleri de buna işaret eder. Nitekim İsmail b. Said eş-Şālencī (2) şöyle demiştir: “Ahmed b. Hanbel’e şunu sordum: Büyük günahları işlemek için bütün gayretini sarf eden, ancak namazı, zekâtı ve orucu terk etmeyen bir kimse, bu hâliyle büyük günahlarda ısrarcı sayılır mı? Şöyle cevap verdi: Israrcıdır. Bu, Hz. Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem, ‘Zina eden kişi, zina ettiği sırada mümin değildir’ sözü gibidir. İman dairesinden çıkar, İslam dairesinde kalır. Yine onun, ‘İçki içen kişi, içki içtiği sırada mümin değildir; hırsızlık yapan kişi de hırsızlık yaptığı sırada mümin değildir’ (3) sözü de böyledir. İbn Abbas’ın, Yüce Allah’ın ‘Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir’ [Māide/44] ayeti hakkındaki sözü de buna benzer.