Allah, kâfiri zalim diye de adlandırmıştır. Nitekim şöyle buyurmuştur: “Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir” [Bakara/254]. Nikâh, boşama, boşadığı eşine dönme ve hul‘ konularında koyduğu sınırları aşanı da zalim diye adlandırmış ve şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendine zulmetmiş olur” [Talâk/1]. O’nun resulü ve nebisi Yunus (1) şöyle demiştir: “Senden başka ilâh yoktur. Seni bütün eksikliklerden tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum” [Enbiyâ/87]. O’nun seçkin kulu Âdem de şöyle demiştir: “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz (2)” [A‘râf/23].
Allah’ın kendisiyle konuştuğu Musa (3) ise şöyle demiştir: “Rabbim! Ben kendime zulmettim; beni bağışla” [Kasas/16]. Ancak bu zulüm, o zulümle aynı değildir.
Allah, kâfiri fâsık diye de adlandırmıştır. Nitekim şöyle buyurmuştur: “O, bununla ancak fâsıkları saptırır. (26) Onlar, Allah’a verdikleri sözü kesin olarak bağlandıktan sonra bozarlar...” [Bakara/26-27]. Yine şöyle buyurmuştur: “Andolsun, sana apaçık ayetler indirdik. Bunları ancak fâsıklar inkâr eder” [Bakara/99]. Kur’an’da bunun birçok örneği vardır.
Allah, günah işleyen mümini de fâsık diye adlandırmıştır. Nitekim (4) yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey o kimseler ki