[Mâide/44]: “Bu, onların anladığı anlamda bir küfür değildir (1)” (2).
Abdurrezzāk şöyle demiştir: Bize Ma‘mer, İbn Tāvūs’tan, o da babasından nakletti: İbn Abbas’a, “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” [Mâide/44] ayeti soruldu. Şöyle cevap verdi: “Bu, onların işlediği bir küfürdür; ancak Allah’ı, meleklerini, kitaplarını ve peygamberlerini inkâr eden kimsenin küfrü gibi değildir” (3). Ondan gelen başka bir rivayette ise şöyle demiştir: “Dinden çıkarmayan bir küfürdür” (4).
Tāvūs şöyle demiştir: “Dinden çıkaran bir küfür değildir” (5).
Vekī‘, Süfyān’dan, o İbn Cüreyc’den, o da Atā’dan şöyle nakletmiştir: “Küfrün daha hafif bir derecesi, zulmün daha hafif bir derecesi ve fıskın daha hafif bir derecesi vardır” (6).
Atā’nın bu söylediği, Kur’an’ı anlayan kimse için onda açıkça görülür. Çünkü Allah, indirdiğinden başkasıyla hükmedeni kâfir diye adlandırdığı gibi, Resulüne indirdiğini inkâr edeni de kâfir diye adlandırmıştır (7). Ancak bu iki kâfir aynı durumda değildir.