kıyamette en şiddetli azaba döndürüleceklerdir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” [Bakara/84 - 85].
Allah Teâlâ, onlara emrettiği ahdi kabul ettiklerini ve ona bağlı kalmayı üstlendiklerini bildirmiştir. Bu, birbirlerini öldürmemeleri ve yurtlarından çıkarmamaları yönündeki ahdi tasdik ettiklerini gösterir. Ardından, emrine karşı geldiklerini, içlerinden bir kesimin diğerini öldürdüğünü ve yurtlarından çıkardığını bildirmiştir (1). İşte bu, kitapta kendilerinden alınan ahde karşı küfürleridir. Sonra da o kesimden esir alınanları fidye vererek kurtardıklarını bildirmiştir. Bu ise kitapta kendilerinden alınan ahde (2) iman etmeleridir. Böylece ahdin uyguladıkları kısmı bakımından mümin, terk ettikleri kısmı bakımından kâfir olmuşlardır.
Amelî imanın zıddı (3) amelî küfür, itikadî imanın zıddı ise itikadî küfürdür.
Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sahih hadisteki şu sözüyle anlattığımız hususu açıkça ifade etmiştir: “Müslümana sövmek fısktır; onunla savaşmak ise küfürdür.” (4) Böylece Müslümana sövmekle onunla savaşmak arasında ayrım yapmış (5); ilkini kişiyi küfre sokmayan bir fısk, ikincisini ise küfür olarak nitelemiştir.