diğer unsurların benimsenmesi ve bunların (1) fayda sağlaması için.
Doğruluğa inanıldığı hâlde kalbin ameli ortadan kalkarsa, işte bu, Mürcie ile Ehl-i Sünnet arasındaki ihtilafın odak noktasıdır.
Ehl-i Sünnet, bu durumda imanın ortadan kalkacağı ve kalbin ameli, yani sevgisi ve boyun eğişi bulunmadığında tasdikin fayda vermeyeceği hususunda ittifak etmiştir. Nitekim tasdikin fayda vermediği (2) İblis, Firavun ve kavmi, Yahudiler ve müşrikler (3) de peygamberin doğru söylediğine inanıyor, hatta bunu gizli ve açıkça kabul ediyor ve şöyle diyorlardı: “O yalancı değildir; fakat ona uymayız ve ona iman etmeyiz.”
Kalbin amelinin ortadan kalkmasıyla iman ortadan kalkıyorsa, bedenin en büyük amellerinin ortadan kalkmasıyla da imanın ortadan kalkması yadırganacak bir şey değildir. Özellikle de bu durum, kalpte sevgi ve boyun eğişin bulunmamasını gerektiriyorsa. Kalpte bunların bulunmaması da daha önce açıklandığı üzere kesin tasdikin bulunmamasını (4) gerektirir.
Çünkü bedenin itaat etmemesi, kalbin de itaat etmemesini gerektirir. Kalp itaat edip boyun eğseydi, beden de itaat edip boyun eğerdi. Kalbin itaat (5) ve boyun eğişinin bulunmaması ise itaati gerektiren tasdikin bulunmamasını gerektirir. İmanın hakikati de bu tasdiktir. Çünkü