Böylece Müslüman ile kâfir arasındaki ayırt edici ölçüyü namaz olarak belirlemiştir. Hadisin lafızlarının içerdiği anlam şudur: “Sen Müslüman olsaydın namaz kılardın.” Bu, birine şöyle demen gibidir: Neden konuşmuyorsun? Sen konuşabilen biri değil misin! Neden hareket etmiyorsun? Sen canlı değil misin (1)!
Namaz kılınmadığı hâlde de Müslümanlık söz konusu olsaydı, namaz kılmadığını gördüğü kimseye, “Sen Müslüman bir kimse değil misin?” demezdi.
Bölüm
Sahâbenin icmâına gelince, İbn Zenceveyh şöyle demiştir: Bize Ömer b. Rebī‘, ona Yahya b. Eyyūb, ona Yunus, ona da İbn Şihāb rivayet etti. İbn Şihāb şöyle dedi: Bana Ubeydullah (2) b. Abdullah b. Utbe, Abdullah b. Abbas’ın kendisine şu olayı anlattığını rivayet etti:
Ömer b. el-Hattâb mescitte bıçaklandığı sırada (3) yanına gittim. Ben ve mescitte benimle birlikte bulunan bir grup onu taşıdık (4) ve evine götürdük. Ömer, Abdurrahman b. Avf’a cemaate namaz kıldırmasını emretti. Ömer’in evine girdiğimizde, ölümün eşiğinde baygınlık geçirdi. Tan yeri ağarıncaya kadar baygın kaldı. Sonra kendine gelip, “İnsanlar namaz kıldı mı?” diye sordu. Biz, “Evet” dedik. Bunun üzerine, “Namazı terk edenin Müslümanlığı yoktur” dedi. Bir başka rivayet lafzında ise: “Hiçbir payı yoktur