ve onun emrine boyun eğmeyi de.
Ebû Tâlib’in küfrü de bu türdendir. Çünkü o, Hz. Peygamber’in doğru söylediğini kesin olarak biliyor, bunu diliyle ikrar ediyor ve şiirlerinde açıkça ifade ediyordu. Ancak bununla İslâm’a girmiş olmadı.
Tasdik ancak iki şeyle tamamlanır:
Birincisi, doğru olduğuna inanmak; ikincisi ise kalbin sevgi duyması ve boyun eğmesidir (1).
Bu sebeple Yüce Allah, İbrahim’e şöyle buyurmuştur: “Rüyayı doğruladın.” [Sâffât/105] Oysa İbrahim, rüyasını gördüğü andan itibaren onun doğru olduğuna inanıyordu; çünkü peygamberlerin rüyaları vahiydir. Allah onu ancak kendisine emredileni yaptıktan sonra rüyasını tasdik etmiş saymıştır.
Hz. Peygamber’in (2) (sallallahu aleyhi ve sellem) şu sözü de böyledir: “Cinsel organ ise bunu doğrular yahut yalanlar” (3). Böylece kalbin arzuladığını cinsel organın gerçekleştirmesini tasdik (4), bundan kaçınmasını ise tekzip saymıştır. Bu, tasdikin ancak amelle sahih olabileceğini açıkça gösterir.
Hasan şöyle demiştir: “İman ne temenni etmekle ne de süslenip bezenmekle olur; bilakis iyice yerleşen