- İkincisi: Bu ad, elimizdeki nüshalarda açıkça belirtilen addır. Esas olan, müstensihin kitabın adını istinsah sırasında gördüğü şekilde yazmasıdır. Dolayısıyla bütün müstensihlerin aynı anda kitabın adını değiştirmiş oldukları düşünülemez.
- Üçüncüsü: Bu ad, kitabın konusuna ve içeriğine daha uygundur. Zira imamın bu kitabı yazmasına vesile olan soru, yalnızca namazı terk etmenin hükmüyle sınırlı değildir. Bu hükmün yanı sıra namazların kazasını, Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kılışını ve başka meseleleri de kapsamaktadır. Şeyhin cevabı da hem bu meseleleri hem de bunları ele alırken değindiği başka meseleleri kapsamıştır.
Daha önce adları zikredilenler sayıca daha çok oldukları ve kitabı bu adla anmakta ittifak ettikleri hâlde, ikinci ad olan “Namazı Terk Edenin Hükmü”nün reddedilmesinin doğurabileceği tereddüde gelince, bunun cevabı şudur: Bu, gerçek bir çoğunluk değildir. Çünkü kitabın adını ilk zikreden İbn Receb’dir. Sonraki müellifler ise bu adı ondan nakletmişlerdir. Dolayısıyla anlaşıldığı kadarıyla kaynak tektir.
Kitabın ilk adını zikreden de yine İbn Receb’in kendisidir. Böylece onun bir ifadesinin karşısında yine kendi diğer ifadesi bulunmaktadır.
Bu durumda, onun iki ifadesinde yer alan adlardan birini tercih etmek gerekir. Az önce zikredilen karineler ışığında, bana göre ilk ad daha ağır basmaktadır. İkinci ad ise kitapta ele alınan bir meselenin zikredilmesiyle kitabın adının kısaltılmış bir biçimi olarak değerlendirilir.